“Bir Hazin Hürriyet”* demişti Nazım usta vatandaşlıktan çıkarıldığı yıl yazdığı bir şiirinde …
Satarsın gözlerinin dikkatini, ellerinin nurunu, bir lokma bile tatmadan
yoğurursun
bütün nimetlerin hamurunu.
Büyük hürriyetinle çalışırsın el kapısında, ananı ağlatanı
Karun etmek hürriyetiyle hürsün!
Şimdi yaşanan krizle binlerce işçinin işinden edildiği, halkın büyük çoğunluğunun beslenmeden sağlığa, barınmadan eğitime en temel haklarına ulaşamadıkları, siyasal gericiliğin toplumun tüm gözeneklerinde yukardan aşağı yayıldığı, faşizm yöntemlerinin insanca yaşama, insanca çalışma ve eşitlik talepleri savunanların karşısına dikildiği ve yanıbaşımızda Filistin’de katliam sürdüren İsraille tüm ikili anlaşmaların sürdürüldüğü bir dönemde, bu dönemin siyasal iktidarı Nazım Hikmet’i kullanarak “demokrat maskesi” takmaya çalışıyor…
Şimdi yeniden okunmalı “Bir Hazin Hürriyet” … Nazım Usta bize bir şeyler söylüyor… Şimdi tam da Nazım’a, bu topraklarda yetişen büyük insanlık şairinin “Hürriyet Kavgası”na sahip çıkma zamanı…
Dünya görüşü Nazım Hikmet’in yaşamı boyunca savunduğu değerlere kökten karşıtlık üzerine kurulu siyasi iktidarın, haddini bilmezce Nazım Hikmet'in adını kullandığı bu dönemde Nazım Hikmet’e sahip çıkmanın tek bir yolu var…onun sanatında ve yaşamında savunduğu değerlere sahip çıkmak…Nazım Hikmet’e asla dile getirmekten vazgeçmediği gibi devrimci bir şair olarak sahip çıkmak…
Nazım Hikmet 25 Temmuz 1951 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile vatandaşlıktan çıkarıldı. Ama eserleri Türkiye topraklarının dört bir yanında ezbere söylendi, kuşaktan kuşağa aktarıldı. Nazım, Türkiye’de yasaklı oldu ama onun şiirleriyle özgürlüğü, yurtseverliği, emeğin değerini, halkların kardeşliğini, ezilenlerden ve emekçilerden yana olmayı öğrenen milyonlarca insan eserlerini elden ele dilden dile çoğalttı.
Bu ülkede Nazım’ın şiirlerini okuduğu için insanlar yargılandı, mahkeme salonlarında demokrasi mücadelesi için yankılanan yine onun dizeleriydi.
Tüm yasaklamalara, engellemelere rağmen şairin sesine ses verenler onun yok sayılmasını isteyenlere inat Nazım’ı hep yaşattı. Nazım yaşamı boyunca mücadele ettiği bir sisteme içerilmeye çalışıldı Nazım eserlerinin yayın hakları bir bankaya satıldı. Yayın hakları Yapı Kredi Kültür Sanat ve Yayıncılık A.Ş’ye ait olan şiirlerin yayınlanması yasaklandı. Yine de Nazım sevdasından vazgeçmedi bu toprakların çocukları. Nazım’ın eserleri yalnızca Türkiye’deki değil tüm dünyadaki işçi sınıfı mücadelelerine, dünya halklarına aitti çünkü.
Şimdi ise 5 Ocak günü Bakanlar kurulu vatandaşlığını geri veren bir kararname imzaladı. Ardından önce Tayyip Erdoğan Meclis grup konuşmasında Nâzım’ın itibarını iade ettiklerini belirterek “kimsenin yapamadığını biz yaptık” dedi; iki gün sonra AKP İzmir İl Teşkilatı bir gazetede tam sayfa ilan verdi; ardından Emine Erdoğan, “Gazze’ye Destek İçin İstanbul Buluşması”nda Nâzım’ın “Kız Çocuğu” şiirini okudu ve ağladı.
Bu tablo bir kez daha hatırlatıyor piyasa kültürüne, gericiliğe karşı toplumun ilerici kültürel, sanatsal değerlerini, bu değerleri üreten sanatçılarımıza sahip çıkmanın anlamını, bu ülkenin bilimsel, sanatsal, kültürel birikimini ve geleceğini; Nazım’la özdeşleşen değerlere; eşitliğe, özgürlüğe, kardeşliğe, barışa karşı olanlara bırakmamanın önemini…
Bir kez daha okurken, yaşatırken Nazım’ı…Bugün Nazım’a sahip çıkmanın ekonomik ve siyasi olarak emperyalizmden bağımsız bir ülke istemek demek olduğunu biliyoruz, Nazım’a sahip çıkmanın demokratik bir ülke istemek demek olduğunu biliyoruz, Nazım’a sahip çıkmanın emeğin özgürlüğünü savunmak, insanca yaşanabilir, insanca çalışılabilir bir ülke istemek demek olduğunu biliyoruz...bugün Nazım’a sahip çıkmanın yaşamdaki tüm değerleri üretenlerin bilimi ve sanatı da ürettiği bir ülke istemek demek olduğunu biliyoruz… Ve bugün Nazım’a sahip çıkmanın timsah gözyaşları dökerek değil Filistin halkı başta olmak üzere gibi tüm dünyanın ezilen halklarının yanında olarak mümkün olacağını biliyoruz…
Nazım Usta'ya sahip çıkmaya devam edeceğiz…
Bir Hazin Hürriyet*
Satarsın gözlerinin dikkatini, ellerinin nurunu, bir lokma bile tatmadan
yoğurursun
bütün nimetlerin hamurunu.
Büyük hürriyetinle çalışırsın el kapısında, ananı ağlatanı
Karun etmek hürriyetiyle hürsün!
Sen doğar doğmaz dikilirler tepene,
işler ömrün boyunca durup dinlenmeden yalan değirmenleri,
büyük hürriyetinle parmağın şakağında düşünürsün vicdan
hürriyetiyle hürsün!
Başın ensenden kesik gibi düşük,
kolların iki yanında upuzun,
büyük hürriyetinle dolaşıp durursun,
işsiz kalmak hürriyetiyle hürsün!
En yakın insanınmış gibi verirsin memleketini, günün birinde, mesela,
Amerika'ya ciro ederler onu seni de büyük hürriyetinle beraber,
hava üssü olmak hürriyetiyle hürsün!
Yapışır yakana kopası elleri Valstrit'in, günün birinde, diyelim ki,
Kore'ye gönderilebilirsin, büyük hürriyetinle bir çukura
doldurulabilirsin, meçhul asker olmak hürriyetiyle hürsün!
Bir alet, bir sayı, bir vesile gibi değil insan gibi yaşamalıyız dersin,
büyük hürriyetinle basarlar kelepçeyi,
yakalanmak, hapse girmek, hatta asılmak hürriyetinle hürsün
Ne demir, ne tahta, ne tül perde var hayatında, hürriyeti seçmene lüzum yok hürsün.
Bu hürriyet hazin şey yıldızların altında
1951 |